kusunç, kusmunç, kuskunç [Sözcük Tanıtımı]

Genel ağ’da karşılaşılan örnekler: kusunç, kusmunç, kuskunç

 

kus-mak (TDK)

  1. Midesinin içindekilerini ağız yolu ile dışarı atmak, kay etmek, istifra etmek.
  2. Reddetmek
  3. (-i) Boyanan ve temizlenen şeyler yeniden ortaya çıkmak
  4. (-i) mec. İçinde birikmiş kinini, öfkesini söyleyerek açığa vurmak.

Kökenbilim (Nişanyan):

Tarihçe

ET: [ Uygurca Maniheist metinler, 900 yılından önce]
neçe yügürür erti ança kusar yarsıyor erti [ne kadar koşsa o kadar kusar idi]

ET: [ Kaşgarî, Divan-i Lugati’t-Türk, 1073]
er ḳusdı [[adam kustu. Aynı şekilde ‘boḏuġ ḳusdı’ “boya kustu” denir.]]

Köken

ET kus- “dökmek, istifra etmek” eyleminden evrilmiştir. eylem ET yazılı örneği bulunmayan *kud- “dökmek” sözcüğünden evrilmiştir.

Daha çok bilgi için kuyu maddesine bakınız.

Ek açıklama

Sonseste /ḏ/ > /z/ > /s/ evrimi varsayılmalıdır.

Benzer sözcükler

kusma, kusturmak, kusulmak, kusunç, kusuntu, kusmuk

Türk Eli [Sözcük Tanıtımı]

Türk Eli – adTurkey_(orthographic_projection).svg:

  1. Türklerin yaşadığı toprak. TDK Güncel Sözlük
  2. Türkiye [1]
  3. Türk ili, Türk yurdu, Türk devleti, Türk ülkesi.
  4. “Türk ülkesi” anlamına gelen Orta Asya’daki coğrafi bölge, Türkistan. [1]

Ayrıca adı Türkeli olan yerler için TDK.

Kitaptan Alıntı: “Türk Yurdu; Türk milleti Asyanın garbında ve Avrupanın şarkında olmak üzere kara ve deniz sınırlariyle ayırt edilmiş, dünyaca tanınmış büyük bir yurtta yaşar. Onun adına Türk Eli derler. Türk yurdu daha çok büyüktü. Yakın ve uzak zamanlar düşünülürse, Türk’e yurtluk etmemiş bir kıta yoktur.”

Mustafa Kemal Atatürk, Vatandaş İçin Medeni Bilgiler, s:18-25.

Genel Ağdan Örnekler: Batı Türkeliİnci Sözlük, Uludağ Sözlük [2], Ekşi Sözlük

El’in kullanımıyla ilgili örnekler: 

  1. Kazak Eli: Nazarbayev: Kazakistan’ın adı Kazak Eli olsun [BBC]
  2. Rumeli:  Osmanlı İmparatorluğunun Avrupa’daki ülkelerine topluca verilen ad [TDK], “Romalıların ülkesi” [1].
  3. yad elgurbet eliyad eller

TDK Güncel Türkçe Sözlük

el (II) ad
1. Yakınların dışında kalan kimse, yabancı

el (III) ad
1. Ülke, yurt, il
2. Halk, ahali
3. Oba, aşiret


Köken Bilimi

Köken

ETü il (devlet, organize halk) sözcüğünden evrilmiştir.

Ek açıklama

il sözcüğü TTü halk telaffuzunda 17. yy’dan itibaren el şeklini almış, ancak “ülke” anlamında il bir arkaizm olarak korunmuştur.
Anlam evrimi “devlet” > “ülke” > “yabancı ülke” > “yabancı kişi” şeklindedir.

Tarihçe (tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler)

ETü: [ Orhun Yazıtları, 735]
türük bodunıŋ ilin törüsin tuta birmiş [Türk halkının devletini yasasını tutu vermiş]

TTü: [ Dede Korkut Kitabı, 1400 yılından önce]
élden éle [diyardan diyara], begden bege ozan gezer

TTü: [ Meninski, Thesaurus, 1680]
il ايل, aut vulg. el: Alienus, alterius, non proprius [yabancı, ecnebi].

Benzer sözcükler: eloğlu, Rumeli, yaban eller

özeksel [Sözcük Tanıtımı]

Özeksel: Özek doğrultusunda; özekten geçen doğru boyunca, merkezi. TDK

Özek: Bir şeyin çevreden aynı uzaklıkta olan yeri, ortası; merkez. TDK

Kitaptan Alıntı: “Aritmetik ortalama; yalın dizilerde önemli özeksel ölçütlerden birisi olup şu şekilde hesaplanır.” Şenocak, M. (1997). Biyoistatistik; Kavramlar, İlkeler, Anlam Dizin. İstanbul: Cerrahpaşa Tıp Fakültesi. s.25.

Örnekler: Özeksel İşleme Birimi(CPU, Central Processing Unit),
özeksel ısıtma(central heating), özeksel yönetim(merkezi yönetim, centralization)

Özeksel sözcüğü içeren daha çok terim için TDK Büyük Türkçe Sözlük’ten arama yapabilirsiniz.

“Sizi birer kıvılcım olarak gönderiyorum; alevler olarak geri dönmelisiniz!”

(…) Sonra gel zaman, git zaman 1923 de, benim İstanbul Üniversitesi’nde talebe bulunduğum sırada bir ilân görüyoruz: “Avrupa’ya talebe gönderilecektir”. Allah! Allah!. Daha Lozan yapılmış ama, tasdik olmamış… Memleket her köşesinden, bucağından kanıyor… Harabe içinde… Yunan tahrip etmiş.. Birinci Cihan Harbi’nin tahribatı devam ediyor… Tam bu sırada lüks gibi gelmesi düşünülebilen bir şey, Avrupa’ya talebe… Gidelim bari kaderimizi deneyelim.. İşte Necip Fazıl, Burhan Ümit’lerle beraber, o yüz elli kişi arasından on bir kişi seçilmişiz.. Nereye gideceğimizi bize sordukları zaman, dedik ki: “Hükümet nereyi isterse!” Bilhassa Atatürk acaba birşey ister mi?. Benim, naçizane adımın kenarına, “Berlin Üniversitesi’ne gitsin” diye yazmış. Artık başka yer hatıra gelebilir mi? Yola çıkacağım. O zaman uçak filan yok… Trene binmek üzere Sirkeci’ye gittim. Bir müvezzi benim adımı “Mahmut Sadi”yi filân arıyor..

Bir telgraf..

Atatürk’ten bir telgraf:

“Sizi birer kıvılcım olarak gönderiyorum; alevler olarak geri dönmelisiniz!”

Şimdi gel de haylazlık et, bakalım! (…)

Ord. Prof. Dr. Sadi Irmak’ın 1983’te Atatürk’ü Anma Günü’nde yaptığı konuşmadan

Mahmut Sadi Irmak (1904-1990), tıp doktoru ve 17. Türkiye Başbakanı. İlk öğrenimini, Rüşdiyeyi ve Konya Sultanisi’ni birincilikle bitirip biyoloji öğretmeni oldu. Aynı yıl İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi‘ne girdi. 1923 yılında İstanbul Üniversitesinde öğrenci olduğu yıllarda üniversitenin Devlet Bursu ile Avrupa’ya öğrenci gönderileceğine dair üniversite duvarlarında gördüğü duyuruya başvuran 150 kişi arasından seçilen 11 kişiden birisi olarak Berlin Üniversitesi’nde tıp ve biyoloji öğrenimi görüp 1929 yılında pekiyi derece ile tıp doktoru oldu. Hagen ve Düsseldorf hastanelerinde asistan olarak çalıştı, yurda dönünce Ankara Hükûmet Tabipliği ve Gazi Terbiye Enstitüsü biyoloji öğretmenliği görevlerinde bulundu. 1933 yılında İstanbul Tıp Fakültesi doçentliğini kazandı. 1940 yılında fizyoloji profesörü oldu. Almanca, Fransızca ve Arapça bilmekteydi.


Haylaz (ön ad):

  1. Hoşa gitmeyen davranışlarda bulunan (kimse), hayta.
  2. Çalışma gücü varken çalışmayan, aylaklık eden, yaramaz

Kökenbilim, Nişanyan:

Tarihçe: 
TT: [ Meninski, Thesaurus, 1680]
haylamak: Curare [umursamak]. (…) haylamaz: non refert, non obest [umursamaz].
TT: [ Ahmed Vefik Paşa, Lugat-ı Osmani, 1876]
haylaz: Tembel.
Köken:

TT� haylamaz “aldırmaz” sözcüğünden evrilmiştir. sözcük TT� hayla- “aldırmak, umursamak” fiilinden Türkiye Türkçesinde +mAz ekiyle türetilmiştir. Bu sözcük hay “ilgi ve kaygı ünlemi” sözcüğünden Türkiye Türkçesinde +lA- ekiyle türetilmiştir.

Daha fazla bilgi için hay maddesine bakınız.

Benzer sözcükler

haylamak, haylazlık

Tezlerin üçte birinde ‘ağır aşırma’ var

  • Aşırma (Ar. intihal, İng. plagiarism): Bilimsel ya da sanatsal çalışmalarda, bir başkasının ürününün, görüşünün tümünü ya da bir bölümünü kaynak(fr. référence) göstermeden kullanma; bilim ve sanat alanında hırsızlık.
  • Alıntı (İng. citation, quotation): Kaynak göstererek bir yazıdan yapılan aktarma.
  • Gönderme (Ar. atıf, İng. cross reference): Bir araştırma yazısında belirli bir bilginin özgün kaynağına ulaşılamaması durumunda, o bilgiyi veren başka bir çalışmayı (ikincil kaynağı) kaynak olarak verme.

Haber: Akademide intihal depremi
bilim_hirsiz

Boğaziçi Üniversitesi’nde yapılan bir araştırma, yüksek lisans ve doktora tezlerinin yüzde 34’ünde “ağır aşırma” yani bilimsel hırsızlık yapıldığını ortaya koydu. Vakıf üniversitelerinde intihal(aşırma) oranı yüzde 46 seviyesine çıkarken kamu üniversitelerinde bu oran yüzde 31 oldu. Bilimsel çalışmaların “orjinal/özgün” olup olmadığını gösteren benzerlik indeksinde de dünya ortalaması yüzde 15 iken Türkiye’de bu oran yüzde 28.5 çıktı.

“Akademik yazı kalitesi” ile ilgili bir çalışma yürüten Boğaziçi Üniversitesi Eğitim Politikaları Araştırma ve Uyguluma Merkezi (BEPAM) bu kapsamda 2007-2016 yılları arasında yazılmış 470’i yüksek lisans ve 130’u doktora tezi olmak üzere 600 tezin incelenmesini tamamladı. Bu tezlerin 477’si kamu, 123’ü vakıf üniversitelerinde yazılmıştı ve 89’u İngilizce ve 511’i de Türkçe idi. Tezlerin incelemesinde “turnitin intihal programı” kullanıldı ve programın her bir çalışma için ayrı ayrı belirlediği benzerlik indeksi kullanıldı.

Yapılan çalışmanın ne kadar orijinal olduğunu ifade eden benzerlik indeksinin dünyada kabul edilen seviyesi yüzde 15 iken Türkiye’de yapılan tezlerde bu oran yüzde 28.5 çıktı. Bu da Türkiye’de yapılan çalışmalarda ortaya yeni bir şey konamadığı ve çalışmaların sıklıkla bir birini tekrar eden araştırmalar olduğunu gösterdi. Çalışma kapsamında İngilizce tezlerin benzerlik indeksi yüzde 24 iken, Türkçe tezlerde bu oran yüzde 29 oldu. Kamu üniversitelerinde benzerlik oranı yüzde 28, vakıf üniversitelerinde ise yüzde 31 çıktı. Bu da kamu okullarında yazılan tezlerin daha iyi durumda olduğunu gösterdi.

Her 3 tezden biri çalıntı

Çalışmanın amacı intihal olmamasına rağmen araştırma sırasında yüksek intihalli tezler görmezden gelinemeyecek kadar çok olunca bu tezler intihalli olarak işaretlendi. Araştırma sonucunda 207 tezin, yani tezlerin yüzde 34’ünün yüksek intihalli olduğu ortaya çıktı. Kamu okullarında intihalli tez sayısı 150 iken (yüzde 31), vakıf okullarında bu sayı 57 (yüzde 46) oldu. Yüksek lisan tezlerinde intihalli olanların sayısı 173 (yüzde 36) iken, doktora tezlerinin sayısı 34 (yüzde 26) oldu. İngilizce tezlerde bu sayı 25 (yüzde 28) ve Türkçe tezlerde 182 (yüzde 35) oldu.

“Ciddi bir ahlak sorunu var”

Çalışmayı yürüten araştırmacı Dr. Ziya Toprak, konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede araştarmanın öğrencilerin tez yazmayı, akademisyenlerin de tez yazdırmayı bilmediğini ortaya koyduğunu söyledi. Türkiye’de hiç bir üniversitede yazıyı bilgi üretmenin ana aracı olarak gören bir Akademik Yazı Merkezi’nin bulunmadığını belirten Toprak “Ülkemizde maalesef ciddi boyutlarda etik sorunlar bulunmaktadır. Kuşkusuz bu araştırmada ortaya çıkan intihal vakaları arasında bilmeden intihal yapanlar vardır. Ancak araştırmanın bulguları yüksek intihalli tezler ile ilgilidir. Yani ciddi seviyelerde intihal söz konusudur. Burada bir ya da iki satır yada bir paragraftan söz etmiyoruz. Bilerek yapılan intihaller bunlar, bu da ciddi bir ahlak sorunu olduğunu düşündürtmektedir.” dedi. Toprak, İngilizce yazılan tezlerin İngilizce eğitim veren üniversitelerde yazıldığı düşünüldüğünde benzerlik ve intihal oranları bakımından Boğaziçi, ODTÜ ve Bilkent gibi okulların Türkiye ölçeklerine göre daha iyi durumda olduğunu kaydetti.

Yılda 25 bin tez yazılıyor

Türkiye’de özellikle son yıllarda doktora ve yüksek lisans çalışmalarında büyük bir artış yaşandığına dikkat çeken Toprak “YÖK Ulusal Tez Merkezine girilen tez sayısı 1999 yılında 11 bin 39, 2004 yılında 16 bin 343, 2009 yılında 21 bin 350 ve 2014 yılında 25 bin 730 olmuştur. Kuşkusuz bu sayının artmasında vakıf üniversitelerinin sayısındaki artış ile birlikte eğitimin ’kariyer yapmada’ gittikçe artan önemi yadsınamaz” dedi.

Kaynak: Cumhuriyet

9qniE

Bilişim Terimleri

  • Aydın Köksal (d. 1940, İstanbul) Türk elektronik, bilgisayar ve yazılım mühendisi ve dilbilimci. Türkiye Bilişim Derneği’nin onursal başkanıdır. Bilgisayar, bilişim, donanım, yazılım, veri tabanı gibi 2500 bilişim terimini Türkçeye kazandırmıştır. Bilgisayar Mühendisleri Odası’nın Aydın Köksal’la Söyleşisi: BM Dergi

“Türkçenin ek ve köklerinden Türkçe bilişim terimleri ve tutarlı bir terimbilim yaratma çizgisinde, 38 yılda varılan sonuçlar şöyle özetlenebilir:

Kendi anadiliyle bilim ve teknikbilimle uğraşmak isteyen bir toplumda, anadilinin sözlerinden türetilmiş terim niteliğindeki sözcüklerin halkın genel dilinde de kolayca kullanılmaya başlamasıyla, bilim ve teknikbilimin halktan kopuk, erişilmez “yüce” bir kavram olarak algılanmak yerine, halkın malı olan, herkesin kullandığı, somut birer uygarlık aracı olarak özümsendiği ve yaygınlaştığı gözlenmiştir.

Türkçenin eksiksiz bir bilim ve öğretim dili olarak kullanılabilceği kanıtlanmıştır. Türkçe bilişim terimleri başarısının, öteki bilim alanlarında da özendirici bir örnek olarak gelecekte izleneceği umulur. Burada en büyük sorun,  yabancı dille öğretim tuzağıdır. Bu sorun, niteliksiz eğitim sorunuyla iç içedir.

Böylesine saydam ve düzenli, böylesine işlek ve güçlü bir anadili olan bir ulusun bunu uygarlık yolunda kullanamayacağını düşünmek olanaklı değildir.”

Kaynak: “Türkçe Bilişim Terimleri”, Aydın Köksal ve Kaya Kılan, Türkiye Bilişim Ansiklopedisi, Başeditörler: Tuncer Ören, Tuncer Üney, Rifat Çölkesen Türkiye Bilişim Vakfı, Papatya Yayıncılık, 2006, İstanbul, s.808-814. [Metin (MS-WORD)]


Bilişim (ad, İng. informatics): İnsanoğlunun teknik, ekonomik ve toplumsal alanlardaki iletişiminde kullandığı ve bilimin dayanağı olan bilginin, özellikle elektronik makineler aracılığıyla, düzenli ve ussal biçimde işlenmesi bilimi. Bilgi olgusunu, bilgi saklama, erişim dizgeleri, bilginin işlenmesi, aktarılması ve kullanılması yöntemlerini, toplum ve insanlık yararı gözeterek inceleyen uygulamalı bilim dalı. Disiplinlerarası özellik taşıyan bir öğretim ve hizmet kesimi olan bilişim bilgisayar da içeride olmak üzere, bilişim ve bilgi erişim dizgelerinde kullanılan türlü araçların tasarlanması, geliştirilmesi ve üretilmesiyle ilgili konuları da kapsar. Bundan başka her türlü endüstri üretiminin özdevimli olarak düzenlenmesine ilişkin teknikleri kapsayan özdevin alanına giren birçok konu da, geniş anlamda, bilişimin kapsamı içerisinde yer alır. bk. özdevimli bilgi işlem.

TDK, BSTS / Bilişim Terimleri Sözlüğü1981

Ceviz Kabuğu 21.03.2015 | Prof.Dr. Aydın Köksal | Ulusal Kanal:

Benzeşme (Mimicry)

Benzeşme (ing. mimicry): Bir türün, yapı, ses, ortam ve renk bakımından başka bir türe benzemesi ve böylece kendini düşmanlarından koruması.

(Ing: mimicry  Fr: mimétisme  Alm: Mimikry  Dgr.: Yun. mimikos: öykünme) TDK, Biyoloji Terimleri Sözlüğü

 

Ant Mimicry - DSC_2401_mimicry

Örümcek (Myrmarachn) ve karınca’nın (Polyrhachis) benzeşme durumuna eksiksiz bir örnek

İleri Okuma: (1995)Canlılarda Mimikri