kusunç, kusmunç, kuskunç [Sözcük Tanıtımı]

Genel ağ’da karşılaşılan örnekler: kusunç, kusmunç, kuskunç

 

kus-mak (TDK)

  1. Midesinin içindekilerini ağız yolu ile dışarı atmak, kay etmek, istifra etmek.
  2. Reddetmek
  3. (-i) Boyanan ve temizlenen şeyler yeniden ortaya çıkmak
  4. (-i) mec. İçinde birikmiş kinini, öfkesini söyleyerek açığa vurmak.

Kökenbilim (Nişanyan):

Tarihçe

ET: [ Uygurca Maniheist metinler, 900 yılından önce]
neçe yügürür erti ança kusar yarsıyor erti [ne kadar koşsa o kadar kusar idi]

ET: [ Kaşgarî, Divan-i Lugati’t-Türk, 1073]
er ḳusdı [[adam kustu. Aynı şekilde ‘boḏuġ ḳusdı’ “boya kustu” denir.]]

Köken

ET kus- “dökmek, istifra etmek” eyleminden evrilmiştir. eylem ET yazılı örneği bulunmayan *kud- “dökmek” sözcüğünden evrilmiştir.

Daha çok bilgi için kuyu maddesine bakınız.

Ek açıklama

Sonseste /ḏ/ > /z/ > /s/ evrimi varsayılmalıdır.

Benzer sözcükler

kusma, kusturmak, kusulmak, kusunç, kusuntu, kusmuk

bilgi çizgesi (infografik)[Türkçeleştirme]

Veri görselleştirmede önemli bir terimi olan bilgi çizgelerinin anlamı:

Bilgilendirme çizgeleri ya da infografikler; bilgi, veri ve bilgi birikimlerini görsel olarak sergileyen çizgelerdir. Bu çizgeler(grafikler) çok karışık konuları imler, haritalar ve teknik yazarlık ile çok kolay ve açıklayıcı bir biçimde sergilerler. Bilgilendirme çizgeleri ile bilgisayar, matematik ve sayım bilimciler tek bir simge ile süreç bilgilendirmesini yapabilirler ve geliştirebilirler. Vikipedi

info = bilgi – grafik = çizge, çizik, çizmik

bilgiçizgesi – bilgi çizgesi

bilgiçizmiği -bilgi çizmiği

çizgelibilgi- çizgeli bilgi

çizimlibilgi- çizimli bilgi

çizgebilgi – çizge bilgi

bilgigrafiği – bilgi grafiği

trap müzik [Türkçeleştirme]

“trap music” terimindeki “trap” sözcüğü İngilizce argosunda “uyuşturucu satılan yer” anlamına gelmektedir. [1]

Ülkemizde uyuşturucu satışının yurt dışındaki gibi belirli yerlerden değil de elden yapıldığı düşünüldüğünde, satılan yerin içilen yerle denk tutulabileceği varsayılabilir. Dilimizde bu kavramı (içilen yer) karşılayan sözcükleri bulmak için Türkçe argo sözlüklerine baktığımızda, Türkçe kökenli ve bilinenler olarak şunları görmekteyiz (tekke, izbe, kahvehane gibi yabancı sözcükler dışlandığında):

  • Ferit Devellioğlu
    • Bitirim yeri; Boğuntu yeri (Bunlar daha çok kumar oynan yer anlamındadır)
  • Hulki Aktunç
    • Uyuşturucu Satıcısı: Torbacı. Uyuşturucu Tutkunu: Damarcı; İçici; Uçuşçu. Esrarkeş: Dalgacı; Dumancı. (Dalga ve duman esrar anlamındadır)

Türetimler:

  • torbacı müziği (Satıcıların dinlediği müzik. Ülkemizde böyle bir kültür bulunmuyor)
  • içici müziği (Esriklik yaratıcıları tüketenlerin dinlediği müzik)
  • uçuş müziği (Uyuşturucunun etkisini arttırıcı ya da eşlik edici müzik)
  • dalga müziği (Uyuşturucuya eşlik edecek nitelikteki müzik)
  • uçuşçu müziği
  • dalgacı müziği

Öneriler: Müzik türünün uyuşturucu kullanmayan kesimlerce dinlendiği düşünüldüğünde, terimin yeraltı anlamları çağrıştırmaması gerekmektedir. Duygu ve düşünceleri yoğunlaştıran ya da iyi eşlik eden anlamlarında şunların kullanımı daha uygundur:

içici müziği, uçuş müziği, uçurucu müzik


  1. http://www.urbandictionary.com/define.php?term=Trap & http://www.urbandictionary.com/define.php?term=trap+house
  2. Ferit Devellioğlu, Türk Argosu: İnceleme ve Sözlük
  3. Hulki Aktunç, Türkçenin Büyük Argo Sözlüğü (Tanıklarıyla)

ötegezegen ve yeröteli [Sözcük Tanıtımı]

  • Ötegezegen (exoplanet) ya da Güneş Ötesi Gezegen (extrasolar planet):
    • ad. Güneş Sisteminin ötesinde/dışında bir yıldız ya da yıldız kalıntısı çevresinde dolanan gezegen.
  • Yeröteli (extraterrestrial):
    • ön ad. Yeryüzü dışında(-n) olan, yeryüzü dışından. (“Yerötesi” de denilebilir.)
    • ad. Yer yuvarı dışından olan varlık

Örnek Tümce: “(…) James Webb Uzay Teleskobu, gök bilimcilere ötegezegenlerin atmosferlerinde, yaşamın kimyasal izlerini bulmaya yardımcı olacak. Ve radyo gök bilimcileri uzun süredir akıllı yerötelilerin yayınlarını dinliyorlar.” -Kaynak: Herkese Bilim Teknoloji Dergisi, 41.Sayı, sayfa 3.


EK: atmosfer: uçunyuvar, hava yuvarı, gaz yuvarı.

Mustafa İnan: Bilim ve Tecim

“Bilim uzun ve çetin bir yoldur çocuklar. Bilimi yarı yolda bırakmayın, olur mu çocuklar? Oppenheimer gibi hissediyorsanız, bırakın yüksek yapıları başkası yapsın, büyük barajlarda başkası çalışsın. Bazılarına çok uzaklardan bile görünen yüksek yapılar kurmak çekici gelecektir. Bırakınız bu işleri öyleleri yapsın. Bazıları da insanları çalıştırmak, büyük girişimleri yönetmek tutkusu ile yanarak güçlü olmak isteyeceklerdir. Bırakınız parayla da onlar uğraşsın. Sizin güçlü olmak gibi bir kaygınız yoksa, siz de Leonardo Da Vinci gibi ‘Güç nedir?’ diye merak ediyorsanız buyurun sizleri Mekanik bölümüne beklerim. Çünkü bazılarına göre ‘Güç’ para ile kuruluşun çarpımına eşittir; bize göre de güç/kuvvet ivme ve kütleyi ilgilendiren bir büyüklüktür. Bu iki formülü birbiriyle karıştırmayın olur mu çocuklar?”

 

ilinti (formül)
Uzbilimsel varlıklar ya da nicelikler arasında kurulan eşitlik ya da kural.
İng.: formula (pl. Formulas; formulae)  Fr.: formule  Alm.: Formel

uzbilim (matematik)
Biçim, sayı ve çoklukların yapılarını, özelliklerini ve aralarındaki ilişkileri usbilim yoluyla inceleyen ve sayıbilgisi, cebir, uzambilgisi gibi dallara ayrılan bilim. Anlamdaş. matematik.
İng.: mathematics  Fr.: mathématique Alm.: Mathematik  Dgr.:Yun. mathômatikos

usbilim (mantık)
Önermelerin tutarlılığı ile çıkarımların geçerliliğini belirleyen kuralları konu edinen bilim.
Lat.: logica İng.: logic Fr.: logique Alm.: Logik Dgr.: Yun. logikê

uzambilgisi (geometri)
1. Nesnelerin biçim ve genişlikleriyle ilgilenen uzbilim dalı. 2. Belirli dönüşüm öbekleri altında kalıcı özellikleri inceleyen uzbilim dalı.
Lat.: geômetria İng.: geometry Fr.: géométrie Alm.: Geometrie Dgr.: Yun. geömetria
TDK Matematik Terimleri Sözlüğü

işleybilim (mekanik)
Kuvvetlerin özdekler ve devinimler üzerine etkisini inceleyen doğabilim dalı.
İng.: mechanics  Fr.: mécanique  Alm.: Mechanik
Fizik Terimleri Sözlüğü


dds

Prof. Dr. Mustafa İnan (TÜBİTAK kurucularından, 1957-1959 yılları arasında İTÜ Rektörü, bilim savunucusu, Türkiye’nin yetiştirdiği en önemli İnşaat Mühendisleri’nden biri)

Öteki önemli sözleri için: İTÜ

Olağanüstü Tatlı Fizik Terimlerimiz [Sözcük Tanıtımı]

-cık,-cik ekiyle türetilen ve kullanılan, anlamını karşılaması bakımından şaşırtıcı derecede başarılı ve bir o kadar da kulağa ilginç gelen doğabilim terimlerimiz:

  • partikül: parçacık
  • molekül: özdecik
  • atom: öğecik
  • elektron: eksicik
  • foton: ışılcık, ışıncık, ışıközü
  • proton: önelcik
  • pozitron: artıcık
  • nötron: ılıncık
  • nükleon: çekincik
  • graviton: ağıncık
  • mezon: ortacık
  • döteron: ikincik
  • fonon: titrercik
  • exciton: uyarcık, uyarıcık
  • lepton: yeğnicik
  • baryon: ağırcık

Doğabilim (fizik) 
Özdek, erke ve bunların karşılıklı etkileşimlerini inceleyen bilim dalı.
İng.: physics Fr.: physique Alm.: Physik


Başka mükemmel sözcükler için:

  1. Fizik Terimleri Sözlüğü
    Rauf Nasuhoğlu, Gökçe Bingöl, Hanaslı Gür, Demir İnan, Nuri Ünal, Ankara : Türk Dil Kurumu Yayınları, 1983. Tüm terim listesi
  2. Fiziksel Kimya Terimleri Sözlüğü, Oktay Sinanoğlu, Ankara : Türk Dil Kurumu Yayınları, 1978.Tüm terim listesi

Türk Eli [Sözcük Tanıtımı]

Türk Eli – adTurkey_(orthographic_projection).svg:

  1. Türklerin yaşadığı toprak. TDK Güncel Sözlük
  2. Türkiye [1]
  3. Türk ili, Türk yurdu, Türk devleti, Türk ülkesi.
  4. “Türk ülkesi” anlamına gelen Orta Asya’daki coğrafi bölge, Türkistan. [1]

Ayrıca adı Türkeli olan yerler için TDK.

Kitaptan Alıntı: “Türk Yurdu; Türk milleti Asyanın garbında ve Avrupanın şarkında olmak üzere kara ve deniz sınırlariyle ayırt edilmiş, dünyaca tanınmış büyük bir yurtta yaşar. Onun adına Türk Eli derler. Türk yurdu daha çok büyüktü. Yakın ve uzak zamanlar düşünülürse, Türk’e yurtluk etmemiş bir kıta yoktur.”

Mustafa Kemal Atatürk, Vatandaş İçin Medeni Bilgiler, s:18-25.

Genel Ağdan Örnekler: Batı Türkeliİnci Sözlük, Uludağ Sözlük [2], Ekşi Sözlük

El’in kullanımıyla ilgili örnekler: 

  1. Kazak Eli: Nazarbayev: Kazakistan’ın adı Kazak Eli olsun [BBC]
  2. Rumeli:  Osmanlı İmparatorluğunun Avrupa’daki ülkelerine topluca verilen ad [TDK], “Romalıların ülkesi” [1].
  3. yad elgurbet eliyad eller

TDK Güncel Türkçe Sözlük

el (II) ad
1. Yakınların dışında kalan kimse, yabancı

el (III) ad
1. Ülke, yurt, il
2. Halk, ahali
3. Oba, aşiret


Köken Bilimi

Köken

ETü il (devlet, organize halk) sözcüğünden evrilmiştir.

Ek açıklama

il sözcüğü TTü halk telaffuzunda 17. yy’dan itibaren el şeklini almış, ancak “ülke” anlamında il bir arkaizm olarak korunmuştur.
Anlam evrimi “devlet” > “ülke” > “yabancı ülke” > “yabancı kişi” şeklindedir.

Tarihçe (tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler)

ETü: [ Orhun Yazıtları, 735]
türük bodunıŋ ilin törüsin tuta birmiş [Türk halkının devletini yasasını tutu vermiş]

TTü: [ Dede Korkut Kitabı, 1400 yılından önce]
élden éle [diyardan diyara], begden bege ozan gezer

TTü: [ Meninski, Thesaurus, 1680]
il ايل, aut vulg. el: Alienus, alterius, non proprius [yabancı, ecnebi].

Benzer sözcükler: eloğlu, Rumeli, yaban eller