Atatürk’ün Bilime Verdiği Önem

Öğretmenlere 

“Gözlerimizi kapayıp tek başımıza yaşadığımızı düşünemeyiz. Yurdumuzu bir çember içine alıp dünya ile ilişkisiz yaşayamayız. Tersine, gelişmiş ve yükselmiş bir ulus olarak uygarlık alanı üzerinde yaşayacağız. Bu yaşam ancak bilimle, teknikle olur. Bilim ve teknik nerede ise oradan alacağız ve her yurttaşın kafasına koyacağız. Bilim ve teknik için sınır ve koşul yoktur.”

Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, c. II, s. 46. (Bütünleşik PDF’de: s. 267), (Bursa, 1922)

 

Mustafa İnan: Bilim ve Tecim

“Bilim uzun ve çetin bir yoldur çocuklar. Bilimi yarı yolda bırakmayın, olur mu çocuklar? Oppenheimer gibi hissediyorsanız, bırakın yüksek yapıları başkası yapsın, büyük barajlarda başkası çalışsın. Bazılarına çok uzaklardan bile görünen yüksek yapılar kurmak çekici gelecektir. Bırakınız bu işleri öyleleri yapsın. Bazıları da insanları çalıştırmak, büyük girişimleri yönetmek tutkusu ile yanarak güçlü olmak isteyeceklerdir. Bırakınız parayla da onlar uğraşsın. Sizin güçlü olmak gibi bir kaygınız yoksa, siz de Leonardo Da Vinci gibi ‘Güç nedir?’ diye merak ediyorsanız buyurun sizleri Mekanik bölümüne beklerim. Çünkü bazılarına göre ‘Güç’ para ile kuruluşun çarpımına eşittir; bize göre de güç/kuvvet ivme ve kütleyi ilgilendiren bir büyüklüktür. Bu iki formülü birbiriyle karıştırmayın olur mu çocuklar?”

 

ilinti (formül)
Uzbilimsel varlıklar ya da nicelikler arasında kurulan eşitlik ya da kural.
İng.: formula (pl. Formulas; formulae)  Fr.: formule  Alm.: Formel

uzbilim (matematik)
Biçim, sayı ve çoklukların yapılarını, özelliklerini ve aralarındaki ilişkileri usbilim yoluyla inceleyen ve sayıbilgisi, cebir, uzambilgisi gibi dallara ayrılan bilim. Anlamdaş. matematik.
İng.: mathematics  Fr.: mathématique Alm.: Mathematik  Dgr.:Yun. mathômatikos

usbilim (mantık)
Önermelerin tutarlılığı ile çıkarımların geçerliliğini belirleyen kuralları konu edinen bilim.
Lat.: logica İng.: logic Fr.: logique Alm.: Logik Dgr.: Yun. logikê

uzambilgisi (geometri)
1. Nesnelerin biçim ve genişlikleriyle ilgilenen uzbilim dalı. 2. Belirli dönüşüm öbekleri altında kalıcı özellikleri inceleyen uzbilim dalı.
Lat.: geômetria İng.: geometry Fr.: géométrie Alm.: Geometrie Dgr.: Yun. geömetria
TDK Matematik Terimleri Sözlüğü

işleybilim (mekanik)
Kuvvetlerin özdekler ve devinimler üzerine etkisini inceleyen doğabilim dalı.
İng.: mechanics  Fr.: mécanique  Alm.: Mechanik
Fizik Terimleri Sözlüğü


dds

Prof. Dr. Mustafa İnan (TÜBİTAK kurucularından, 1957-1959 yılları arasında İTÜ Rektörü, bilim savunucusu, Türkiye’nin yetiştirdiği en önemli İnşaat Mühendisleri’nden biri)

Öteki önemli sözleri için: İTÜ

Bilim/bilgi güçtür.

Bilim, Francis Bacon’ın söylediği gibi bir güçtür: “Science is power”; fakat bilim, bazı el kitaplarında ileri sürüldüğü gibi, doğa ve insan üzerinde egemenlik kurmaya çalışan bir güç değildir. Zaten bu olası da değildir. Bilim ancak insanın yaşamını sürdürmesini, yaşamasını sağlayan bir güç olabilir. Çünkü insan doğa tarafından kendisini yaşatacak araçlarla(organlarla) donatılmamıştır. İnsanı yaşatan, ona yaşaması için araçlar hazırlayan, ona bu konuda yol gösteren kendi bilgisidir. İnsanın onsuz yaşaması olası değildir.

Bilimin insana hazırladığı olanaklar için şöyle bir soru da sorulamaz: Bilimin bugünkü başarılarıyla yarınki başarıları insanı mutlu mu, yoksa mutsuz mu kılar? Böyle bir soru sorulamaz, çünkü bilgi, hangisi olursa olsun, insanın varlık-koşuludur; insanın varlık-yapısının, varlık-temelinin, yaşamının bir ürünüdür. Bu nedenle bilgi insandan, onun yaşamından ayrı düşünülemez. Bilim, bilimin başarıları, insanı mutlu mu, yoksa mutsuz mu kılar sorusu, bir masa başı sorusudur. Bilimsel bilgiyi görüngüler, varolan şeyler, onların araştırılması ilgilendirir; bilimin kendisi hakkındaki sorular, ne kendisini ilgilendirir, ne de bilim böyle sorular sorabilir.

Takiyettin Mengüşoğlu, İnsan Felsefesi, s.78

Bağlantı: https://yadi.sk/i/_7nnWZLEqgzYe

Emin Çapa: Türk Hamamlarında Suyun Kaldırma Kuvveti Neden Yok?

Emin Çapa, Gazeteci ve CNN TÜRK Ekonomi Müdürü

Emin Çapa, tarihin önde gelen bilim adamlarıyla çıktığı yolculuğa Türk eğitim sistemine yönelttiği eleştirilerle devam ediyor. Günümüzde yaşanan bilimsel patlamada ülkemizin rolünü iyi belirlemesi gerektiğini anlatırken ekliyor: Arşimet, suyun kaldırma kuvvetini hamamda bulduysa, binlerce yıldır milyonlarca Türk neden suyun kaldırma kuvvetini bulamadı?

 

 

Psikolog mu Değil mi?

Businessman Crossing Fingers

“Suç psikoloğu mu, değil mi?”: http://akademi.enginarik.com/2015/12/suc-psikologu-mu-degil-mi.html

   Bu haber üzerine değinmek istediğim birkaç konu var arkadaşlar. Bu haberde adı geçen Arkın Gelişin’in güncel tüzel (hukuksal) durumunu bilmediğimden yazacaklarım kesinlikle kendisiyle ilgili değildir, amacım sadece haberde yansıtılan olayı ele almaktır.

   Bölüme girdiğimden beri sıklıkla yaptığım bir etkinlik var, öz geçmişleri incelemek. İlk sürelerde saygın ve tanındık kişilere bakarken artık bir alışkanlık haline geldiği üzere gördüğüm her etkinlik konuşmacısını, her eğitim vereni araştırıyorum. Çok güç değil, Google’a yazıyorum, kendi sitesinde, bağlı olduğu kurumda ilk iş öz geçmişini arayıp bulmaya çalışıyorum (tabii eğer varsa). Bazen gerçekten çok komik şeylere rastlıyorum, iyi oluyor gülüyorum. Bazısında verdiği yıllar uyuşmuyor, bazısında belirtilen yılda o bölüm daha açılmamış oluyor vb. Eğer sürem varsa YÖK Tez Merkezinden bitirme tezlerini, veri tabanlarında da makalelerini aratıyorum ve hiç tahmin etmeyeceğim kişilerin bile yaptığı bilgi çarpıtmalarını görüp hayrete kapılıyorum.

   Öz geçmişte sahtecilik ülkemizde pek yaygın, bir tek psikoloji alanına özgü değil. Bu nedenle de bence insanların geçmişlerine bakabiliyor olmamız gerekli; bu, yüzyıllardır kişilerin niteliklerinin genel olarak bir göstergesidir. Eğer insanların geçmişlerinin önemi artarsa, şu an da insanlar şu an yaptıklarının niteliğinden kaygı duymaya başlarlar. Pek çok kişi sanki ileride kimse onların aldıkları eğitimleri umursamayacakmışçasına hareket ediyor. Geçerliliğinden ve niteliğinden bir haber oldukları eğitimlere, seminerlere katılıyorlar; kim olduğu bilinmeyen yazarları okuyorlar.

   Bilindiği gibi git gide istismar edilmekten yol geçen hanına dönen psikoloji alanında gün geçmiyor ki şarlatanlara rastlamayalım. Açıkçası ben bir psikoloji öğrencisinin elinde kişisel gelişim kitabı gördüğümde içim kan ağlıyor. Eleştirdiğim şey, popülerliği sebebiyle kitapçıların ön raflarında yer alan kitaplar değil, sanki kendi ayağına sıkarcasına bu kitaplara/kişilere değer veren/kazandıran öğrenciler. Sanki gelecekleri önemli değilmişçesine bu insanlara prim verenler.

   Neyse ki son dönemlerde az da olsa bu kişiler açığa çıkarılıyorlar ancak bu sürece hız ve ivme kazandırmamız gerektiğini düşünüyorum. Özellikle psikoloji kulüplerindeki arkadaşlara ricam, etkinliklerinize gelenlerin öz geçmişlerini araştırın. Bir etkinlik düzenleyeceğiz diye, okulun ve kulübün adı yayılacak diye ne olduğu belirsiz “şeylere” girişmeyelim. Kaş yapalım derken göz çıkarmayalım. Özellikle kitapları ve sertifikalı seminerleriyle tanınan kişilerin öz geçmişlerine, kullandıkları sözcüklere ve kendilerini tanıtma biçimlerine baktığımızda birazcık da olsa kendilerini ele veriyorlar.

Hani;

psikolog sandıklarınız psikolog olmayabiliyor,

bilimsel sandıklarınız bilimsel olmayabiliyor,

yasal sandıklarınız yasal olmayabiliyor,

bilim sandıklarınız bilim olmayabiliyor,

etik sandıklarınız etik olmayabiliyor,

var sandıklarınız var olmayabiliyor.

Teşekkürler.

YAZAR: Hakan UZUNLAR

Kaynak: http://www.tpocg.org/blog/psikolog-mu-degil-mi